GSS Prim Oranının %6’ya Yükseltilmesi

26.11.2025
21 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 10602 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında genel sağlık sigortalısı olarak tescil edilen kişiler için uygulanan prim oranı %3’ten %6’ya çıkarıldı. 1 Aralık 2025 itibarıyla yürürlüğe giren bu düzenleme, doğrudan vatandaşların hane bütçesine yansıyan önemli bir maliyet artışını beraberinde getiriyor.
Prim Oranındaki Değişikliğin Maliyet Etkisi
Düzenleme kapsamında prime esas kazancın alt sınırı olan brüt asgari ücret (26.005,50 TL üzerinden) dikkate alındığında:
-
Eski prim oranı (%3): 780,17 TL
-
Yeni prim oranı (%6): 1.560,33 TL
Yeni tutar, önceki dönemin tam iki katına çıkarak özellikle başka sosyal güvencesi olmayan ve kendi primini kendi ödemek zorunda olan bireyler açısından ciddi bir finansal yük oluşturdu.
Bu artış, sistemde “asgari erişilebilirlik” tartışmasını yeniden gündeme taşırken, düşük gelirli bireylerin düzenli prim ödeme kapasitesi üzerinde baskı yaratacağı öngörülüyor.
2026 Yılında Beklenen Yeni Artış Döngüsü
Ekonomik göstergeler ve piyasa beklentileri doğrultusunda 2026 yılı için asgari ücrette yaklaşık %30’luk bir artış öngörülüyor. Bu öngörü gerçekleşirse, yeni prim oranı olan %6 hesaplamaya dahil edildiğinde minimum GSS prim tutarının:
-
≈ 2.028,43 TL
seviyesine yükselmesi bekleniyor.
Bu tablo, GSS yükümlülerinin maliyetlerinin bir yıl içinde iki aşamalı bir artış döngüsüne gireceğini ve özellikle dar gelirli hanelerin ödeme kapasitesinde daha yoğun bir baskı yaratacağını gösteriyor.
Artışın Sosyal Adalet Perspektifinden Değerlendirilmesi
GSS prim oranındaki artış, sadece ekonomik bir düzenleme olmaktan öte, Türkiye’de uzun süredir tartışılan bir sosyal politika açmazını yeniden gündeme taşıyor: düzenli ödeme yapanlarla ödemeyenler arasındaki sosyal maliyet farkı.
Yıllar boyunca çıkarılan borç silme, yapılandırma ve faiz affı düzenlemeleri; borcunu zamanında ödeyen vatandaşlar nezdinde “eşitsizlik algısı” yarattı. Bu durumun temel nedenleri:
-
Düzenli ödeyenlere iade veya mahsup imkânı tanınmaması,
-
Ödemeyenlerin borçlarının silinmesi veya düşük faizlerle yapılandırılması,
-
Finansal açığın genel bütçe veya primini düzenli ödeyen kesim tarafından dolaylı şekilde finanse edilmesi.
Yeni prim oranı artışı, bu tartışmayı daha görünür hale getiriyor. Çünkü artan yükümlülük, “sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği – sosyal adalet dengesi” ekseninde yeniden değerlendirme ihtiyacını beraberinde getiriyor.
Sistemin Sürdürülebilirliği ve Öneriler
GSS prim oranındaki artış kısa vadede bütçesel ihtiyaçlara yanıt verse de, uzun vadede sürdürülebilirlik açısından aşağıdaki parametrelerin dikkatle yönetilmesi kritik önem taşıyor:
-
Gelir düzeyi düşük bireyler için erişilebilir prim seviyelerinin korunması,
-
Düzenli ödeme yapanları destekleyen bir teşvik mekanizmasının oluşturulması,
-
Borç silme yerine ödeme davranışını güçlendiren sürdürülebilir sosyal politika araçları geliştirilmesi,
-
Sistemin açıklarını azaltmak için etkin veri analitiği ve risk yönetimi politikalarının hayata geçirilmesi.
Bu yaklaşım, hem gelir dağılımı adaletini güçlendirebilir hem de sosyal güvenlik sisteminin finansal dayanıklılığını artırabilir.
Sonuç
GSS prim oranının %3’ten %6’ya çıkarılması, hem bireysel mali yükümlülüklerde belirgin artış hem de sosyal güvenlik sisteminin uzun süredir devam eden tartışmalarını yeniden gündeme taşıyan kritik bir düzenleme niteliği taşıyor. 2026 yılında beklenen asgari ücret artışıyla birlikte prim tutarlarının daha da yükselmesi, hane bütçeleri üzerinde ek bir yük oluşturacak ve ödeme davranışlarının sürdürülebilirliği konusunda yeni bir değerlendirme ihtiyacı yaratacaktır.
Bu çerçevede, düzenlemenin sosyal adalet, finansal sürdürülebilirlik ve yapısal politika tasarımı açısından çok boyutlu şekilde ele alınması stratejik bir gereklilik haline geliyor.
